Pazartesi 1 Haziran 2026 - 11:17
Lübnan İslamî Şii Yüksek Konseyi Başkan Yardımcısı: ABD ve İsrail’in İran ve Lübnan’a Yönelik Saldırgan Savaşı Başarısız Oldu

Havza / Şeyh Ali el-Hatib, İsrail saldırganlığı karşısındaki tutumun değişmez ilkelerini vurgulayarak; İsrail’in tamamen çekilmesi, bölge sakinlerinin geri dönmesi, yeniden imar çalışmalarının başlatılması, esirlerin serbest bırakılması ve savunma stratejisi konusunda diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Havza Haber Ajansı Tercüme Grubu’nun haberine göre Lübnan İslamî Şii Yüksek Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, yaptığı konuşmada İsrail saldırganlığı karşısındaki değişmez tutum ilkelerini vurgulayarak İsrail’in tamamen çekilmesi, bölge sakinlerinin geri dönmesi, yeniden imarın başlatılması, esirlerin serbest bırakılması ve savunma stratejisi hakkında diyalog kurulması gerektiğini belirtti.

Şeyh el-Hatib şöyle dedi: “Bugün savaşların şiddetlendiği, uluslararası baskıların arttığı ve Amerika ile İsrail’in bölge halklarına yeni siyasi ve güvenlik gerçekliklerini zorla, terör ve tehdit yoluyla dayatma amacı taşıyan saldırılarının sürdüğü bir dönemde, bu bayramı tüm şehirlerimizde, köylerimizde, evlerimizde ve camilerimizde geçirmeyi arzu ederdik. Ancak ilahî takdir, İsrail’in insanları ve binaları hedef alan kesintisiz saldırıları sonucunda bu imtihanı yaşamamızı murat etti. Yüce Allah’ın zulüm ve saldırganlık karşısındaki sabrımızı ve direncimizi sınaması ilk kez yaşanan bir durum değildir. Sizler sabrettiniz, sabrediyorsunuz ve izzetinizi korumak uğruna canlarınızdan ve mallarınızdan fedakârlıkta bulunuyorsunuz. Çünkü bu izzet, zillet ve aşağılanma içinde yaşamayı kabul etmez.”

Sözlerini sürdüren el-Hatib şöyle dedi: “Bu direnişiniz sayesinde onun mensupları Allah yolunda canlarını feda ederek bu onuru savunmuş ve düşmana ağır darbeler vurmuştur. Bu durum maddi güç dengelerinin kendi lehine olmasına rağmen düşmanı tehdit ve korkutma yoluna sevk etmektedir. Bazıları bizi bu güç dengesini dikkate almamakla eleştiriyor. Ancak bu durum, bizim manevi ve ilahî hesaplarımızda bir değer taşımamaktadır. İmam Hüseyin (a.s.), Kerbelâ’da karşısındaki büyük Emevî ordusuna aldırış etmemiş ve şu yüce sözü haykırmıştır: ‘Allah’a yemin ederim ki size zillet eli uzatmayacağım ve köleler gibi teslim olmayacağım.’ Bizler Seyyidü’ş-Şüheda İmam Hüseyin’in (a.s.) ve onun ceddi Resûl-i Ekrem’in (s.a.a.) dini üzerindeyiz. Bu nedenle cinayetlerin, yıkımın, soykırımın ve zorunlu göçün en çirkin türlerini uygulayan bu vahşi azgınlık karşısında zillete düşmemiz veya köleleştirilmemiz mümkün değildir.”

Lübnan İslamî Şii Yüksek Konseyi Başkan Yardımcısı konuşmasının devamında şunları söyledi: “Artık herkes için açık hâle gelmiştir ki Amerika ve İsrail’in İran İslam Cumhuriyeti ile Lübnan’a karşı yürüttüğü saldırgan savaş, hedeflerine ulaşmakta başarısız olmuştur. Bu hedefler, İran’daki nizâmı devirmek ve Lübnan’daki direnişi ortadan kaldırmaktı. Bugün ABD yönetimi kendi halkına ve iç siyasi rakiplerine karşı kendisini galip göstermeye çalıştığı için bir anlaşmaya varılmasını engellemektedir. İsrail de aynı amaçla, yani kendi başbakanının siyasi muhalifleri karşısında bir zafer görüntüsü oluşturmak için aşırı taleplerde bulunmaktadır.”

Devamında şöyle dedi: “Ancak bu savaşın gerçek tablosu bizim nazarımızda, bu maddi ve geçici hesapların ötesindedir. Bu durum bize sömürgeci ve ideolojik bir karakter taşıyan tarihî savaşları hatırlatmaktadır. Her ne kadar şu an bu savaşı durdurmaya yönelik girişimler sürse de uzun bir süre devam etmesinden endişe edilmektedir. Bu çerçevede, Lübnan dosyasının beklenen anlaşmanın önündeki temel engellerden biri olduğu görülmektedir. Çünkü İsrail bu dosyanın açık kalmasında ısrar ederken, İran İslam Cumhuriyeti bunu anlaşmanın temel maddelerinden biri olarak görmektedir. Bu nedenle İran’a, bu ilkeli tutumu dolayısıyla teşekkür ediyoruz. Keşke Lübnan devleti de bu konuda aynı çizgide hareket etseydi ve elinde hiçbir koz bulunmaksızın, büyük ihtimalle sonuçsuz oyalama ve zaman kazanma çerçevesinde ilerleyecek müzakerelere girmeseydi.”

Şeyh el-Hatib ayrıca şunları söyledi: “Son günlerde tanık olduğumuz İsrail saldırılarındaki tırmanış, düşman liderlerinin bölgedeki savaşı durdurmaya yönelik her türlü girişimden duydukları öfkeyi açıkça ortaya koymaktadır. Artık anlaşılmıştır ki siyonist rejimdeki yönetici ekip, İsrail seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte yaşadığı iç siyasi çıkmazdan kurtulmak için savaşın devam etmesini istemektedir. İşin ironik tarafı ise düşmanın tek taraflı bir ateşkes talep etmesidir; yani son on beş ayda olduğu gibi yalnızca direnişin ateşkese uymasını istemektedir. Bizim kanaatimize göre bu gerçekleşmeyecektir. Ateşkes ya kapsamlı olacaktır ya da hiç olmayacaktır. Çünkü bizim öldürülmemiz ve evlerimizin yıkılması meşru görülürken, düşman ordusuna karşılık vermemizin yasak kabul edilmesi kabul edilemez. Her hâlükârda, hiçbir uzlaşma veya geri adımı kabul etmeyen ilkelerimizi bir kez daha vurguluyoruz:

1. Lübnan topraklarından tam ve kapsamlı çekilmenin sağlanması,

2. Halkın şehirlerine, köylerine ve evlerine geri dönmesi,

3. Yıkılan bölgelerin yeniden imar edilmesi,

4. İsrail hapishanelerindeki tüm esirlerin serbest bırakılması,

5. Yemin konuşması ve hükümet programı temelinde savunma stratejisinin belirlenmesi amacıyla ulusal bir diyalog başlatılması.”

Konuşmasının sonunda Şeyh el-Hatib şöyle dedi: “Ey kardeşlerim! Bu mübarek günlerde herkesi Hac ve Kurban Bayramı’nın değerlerinden ilham almaya; sabır, tevazu, fedakârlık, dayanışma ve dünya süslerine kapılmaktan uzak durmaya davet ediyoruz. Ayrıca bu vesileyle ülkenin tüm bölgelerindeki yerinden edilmiş kardeşlerimizle daha fazla dayanışma göstermeye, onlara yardım etmeye ve destek olmaya çağırıyoruz. Çünkü kriz uzamış ve ihtiyaçlar her alanda artmıştır. Yüce Allah’tan niyazımız bu bayramı Lübnan halkına, özellikle de Müslümanlara; güvenlik, zafer, istikrar, hayır ve bereketle yeniden nasip etmesidir.”

Lübnan İslamî Şii Yüksek Konseyi Başkan Yardımcısı: ABD ve İsrail’in İran ve Lübnan’a Yönelik Saldırgan Savaşı Başarısız Oldu

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha